Yanlış Algı Türkiye’nin Doğusunda Salgını Arttırıyor mu?

Yanlış Algı Türkiye'nin Doğusunda Salgını Arttırıyor mu?

 Yanlış Algı Türkiye’nin Doğusunda Salgını Arttırıyor mu?

28.05.2020 - 18:24

Güncelleme : 28.05.2020 - 18:24

Amerikanın Sesi sitesinde yer alan haber şu şekilde: Türkiye Corona virüsü salgınına karşı alınan önlemleri adım adım gevşetirken, Doğu ve Güneydoğu’da yeni vakaların çıkması uzmanları endişelendiriyor. Tabip Odaları bilgilerin kendileriyle paylaşılmamasını eleştirirken, toplumda oluşan yanlış algının salgının artış riskini canlı tuttuğunu savundu.Elazığ’da vaka kalmadığının açıklanmasından yaklaşık 20 gün sonra yeniden vaka ortaya çıktı. Bu bilgi Vali Çetin Oktay Kaldırım tarafından sosyal medya üzerinden paylaşıldı. Bingöl’de ise 35 gün aranın ardından kentte yeniden vaka görüldüğü açıklandı. Peki bu artışın nedeni nedir?

Elazığ ve Bingöl Tabip Odası Başkanı Özcan Uçar, salgınla ilgili bilgilerin kendileriyle paylaşılmadığına dikkat çekerek, VOA Türkçe’ye şunları söyledi: ”Sağlık Müdürlüğü ve Valilik, Tabip Odası’na herhangi bir bilgi vermiyor. Gerçek vaka sayılarını bilmiyoruz. Neden arttığına dair birtakım rivayetler var. Ancak elimizde bilimsel veri olmadığı için neden kaynaklandığını bilmiyoruz. Sağlık Müdürlüğü’ne defalarca müracaat etmemize rağmen bize bu bilgileri vermiyorlar. Artışla ilgili yorum yapamıyoruz, yaparsak spekülasyon olur.”

Salgın sürecinde dikkatlerin üzerinde olduğu kentlerden biri de Van’dı. Van Tabip Odası Başkanı Özgür Değer de yetkililerin bilge vermemesine dikkat çekti. Rakamların açıklanandan daha çok olduğunu savunan Değer, vakalarda artış olduğu görüşünde. VOA Türkçe’ye konuşan Değer, “Aldığımız bilgiye göre şu anda 485 vaka var, 18 bin kadar karantinada olanlar var, şu ana kadar 10 ölü olduğu bildirildi. Biz hem ölüm hem de vaka sayılarının daha fazla olduğunu düşünüyoruz. 20-25 gün öncesiyle kıyaslarsak iki katına yakın bir artış olduğunu söyleyebilirim. 230-240 gibi bir sayı iken şu anda 500’e yakın bir vaka sayısı iki katı bir artış olduğunu gösteriyor” dedi.

Değer, toplumda yaratılan algının riski arttırdığını savunarak, “Sadece sokağa çıkma yasağı olduğu zaman insanları kontrol edebilirsiniz, diğer günlerde insanları kontrol edebilmeniz mümkün olmayabiliyor. Biraz normalleşme sinyali verildiği zaman insanlar bunu ‘her şey düzeldi istediğimiz gibi hareket edebiliriz’ gibi algılıyor, buna bağlı olarak insanların teması arttığı zaman, taziyeler, iftar yemekleri gibi durumlarda insanların bir araya gelmesi artışı ortaya çıkabilir ne yazık ki. Salgın Türkiye’de ilk görülmeye başladığı zaman insanlarda medya tarafından yaratılan algı önemliydi.

İnsanların gözünde ilk oluşan algı, hastalığın ciddi ve çok önemli olmadığı gibi bir algı ortaya çıkarıldı. Aynı zamanda şeffaf bilgi paylaşımı yapılmadığından insanların kafasında soru işaretleri oluyor, daha şüpheli davranıyorlar. Bilimsel olana yaklaşım açısından sıkıntılar var. Mesela kelle paça için deniyordu. Bunlar insanlarda ‘bu ciddi değil ben bunu atlatırım’ gibi bir algı oluşmasına yol açtı. İlk algı çok önemli. Böyle olunca da insanlar çok ciddiye almadılar. Hala bunu görüyoruz. Van’da yasak bittikten sonra insanların tavrı çok da ciddiye almadıklarını gösteriyor” diye konuştu.

Değer, hastalığın ciddiye alınmamasından duyduğu endişeyi dile getirerek, şeffaf bilgilendirme yapılmamasının yanlış algı oluşmasına katkı sunduğu değerlendirmesinde bulundu. Batman Tabip Odası Başkanı Selahattin Oğuz ise kentte 530 vaka olduğunu ifade ederek, toplumun algısına dikkat çekti. VAO Türkçe’ye konuşan Oğuz, “50 kişinin tedavilerine devam edildiği söylendi. Biz de İl Pandemi Kurulu’nda olmadığımız için dışarıdan basın üzerinden bilgi alıyoruz. Sahada çalışan meslektaşlarımızla iletişim halindeyiz. Onlardan da bilgi alıyoruz. Daha önce vakaların azaldığına dair açıklamalar yapıldı. Ancak daha sonra da arttığına dair resmi kaynaklarca açıklamalar yapıldı.

Yapılan açıklamalar bazen yanlış anlaşılıp, yanlış algıyla toplumu rehavete sürükleyebiliyor. Resmi açıklamada tedavisi devam eden 50’nin üzerinde hasta var, her gün yeni tanı konulan hastalar mevcut, en son 4 günlük sokağa çıkma yasağı olan bayram tatilinde 16 yeni tanı kondu. Bu şu demektir: Toplum açısından risk hala devam ediyor. Toplum bu enfeksiyona duyarlı, tedbirlere dikkat edilmesi lazım. Salgın tehlikesi gitmiş değil, tümüyle aramızda dikkat etmek lazım” diye konuştu.

Diyarbakır’da görev yapan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Halis Yerlikaya, salgın hızındaki düşüşün durduğunu söyledi. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Yerlikaya, “Türkiye’de genel bir azalma olduğu söyleniyor, bizim bölgede de hissettiğimiz bu yönde. Ama mesela Diyarbakır için söyleyeyim; son 4 günde Eğitim Araştırma Hastanesi’ne neredeyse 50 hasta yatırıldı. Şu anda orada, 18 – 19’u yoğun bakımda olmak üzere, 77 tane hasta var. Yeniden bir artış olmasa bile iniş durdu. Hatta kısmi bir artış olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Net bir veri yok elimizde, sahadan arkadaşlarımızdan aldığımız duyumlara göre, belli yerlerde kümelenmiş artıştan bahsedilebilir” dedi.

Yerlikaya da toplumun yanlış algısına dikkat çekti. Bayramdan sonra normalleşme algısı yaratılmasının yanlış olduğunu savunan Yerlikaya, “Bu iş bitti tarzındaki bir şeyin doğru olmadığını söyleyebiliriz. Bu iş kolay kolay bitecek gibi görünmüyor. Bayramdan sonra her şey normalleşti gibi bir algı yaratıldı. Bunun bu biçimde sonlandırılması açıkçası bilimsel verilere göre olmadı, farklı ekonomik kaygılar olduğunu düşünüyoruz. Olması gereken bu süreç en başından şeffaf yürütülmesi gerekirdi.

Bilimsel veriler ışığında tedbirlerin hangisi ne işe yaradığı verileri, meslek örgütlerinin, bilim insanlarının kullanımına açılmış olsaydı, yapılacak değerlendirme sonucu normalleşme sürecinin hangi parametreler üzerinden yapılması gerektiği, hangisinin daha önce yapılması gerektiği ile ilgili çok net yorumlar yapabilirdik. Şu anda bunu söyleyemiyoruz çünkü süreci bilmiyoruz. Şunu net söyleyebilirim, son üç dört gün bu bayram süreci de dahil olmak üzere bölge açısından inişin yavaşladığını hatta yeniden vakalar da olduğunu söyleyebilirim. Bu gözleme dayalı bir bilgi, elimde net bir bilgi yok” şeklinde konuştu.

Yerlikaya artışı, insanlardaki yorgunluk ve bıkkınlık, hükümetin yaptığı açıklamaların yarattığı gevşeme ve çalışmak zorunda olanların evden çıkması gibi nedenlere bağladı.

YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.