Selahattin Demirtaş: ‘Davutoğlu ile yaptığım 12 dakikalık telefon görüşmesinde aktardım’ dedi ve açıkladı

Selahattin Demirtaş: 'Davutoğlu ile yaptığım 12 dakikalık telefon görüşmesinde' ve açıkladı

 Selahattin Demirtaş: ‘Davutoğlu ile yaptığım 12 dakikalık telefon görüşmesinde aktardım’ dedi ve açıkladı

19.10.2020 - 1:53

Güncelleme : 19.10.2020 - 1:58

Demirtaş, “6 Ekim’de de 7 Ekim’de de 8 ve 9 Ekim günlerinde de, HDP’nin açıklamasının şiddet çağrısı içerdiğine dair hiç kimse tarafından en küçük bir imada bile bulunulmadığını” ifade etti. 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklanan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gazete Duvar’da 2014 yılındaki Kobani eylemlerine yönelik olarak bir yazı kaleme aldı.

HDP Genel Merkezi’nin Twitter’dan 6 Ekim’de paylaştığı mesaja da değinen Demirtaş, “6 Ekim’de de 7 Ekim’de de 8 ve 9 Ekim günlerinde de, HDP’nin açıklamasının şiddet çağrısı içerdiğine dair hiç kimse tarafından en küçük bir imada bile bulunulmamıştır. Öyle ki, 7 Ekim günü Gaziantep Islahiye’de mülteci kampında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında HDP’nin şiddet çağrısı yaptığına dair tek bir kelime bile etmedi” ifadelerini kullandı.

“Arzu ederse kendisi açıklar”

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmelere de değinen Demirtaş, “6 Ekim 2014 akşamı, Kobanê’de gelinen durumun vahametini ve aciliyetini hem kamuoyuna duyurarak duyarlılığı artırmak istedik hem de ilk defa AKP’yi eleştirip protesto ettik” dedi ve kendi gözünden yaşadıklarını şöyle anlattı:

Bizim MYK olarak o tweet’lerdeki mesajları yayımlarken tek kaygımız, AKP’yi protesto ettiğimiz için çözüm sürecindeki diyalog zemininin zedelenip zedelenmeyeceğiydi. Ama nihayetinde, Kobanê’de bir katliam yaşanırsa bunun çözüm sürecine daha fazla zarar vereceğine karar verildi ve benim de aynı anda Sayın Davutoğlu ile telefon görüşmesi yaparak durumu kendisine de aktarmamın yararlı olacağı kararlaştırıldı. Ben de Başbakan Davutoğlu ile yaptığım 12 dakikalık telefon görüşmesinde, gelişmeleri ve bizim tavrımızı kendisine aktardım. Ne dediğini, arzu ederse ve hatırlıyorsa kendisi açıklar.

“Tek bir şiddet olayı, yaralanma ya da ölüm meydana gelmedi”

Yazısında “HDP’nin 6 Ekim akşamı saat 21.50’de yayımladığı açıklamadan sonra Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde çeşitli gösteriler yapıldı. Ki zaten bu gösteriler Ağustos 2014’ten itibaren yapılan gösterilerin bir devamı niteliğindeydi ve etkili de oldu” görüşlerine yer veren Demirtaş şöyle devam etti:

Ancak tek bir şiddet olayı, yaralanma ya da ölüm meydana gelmedi. Zaten ertesi sabah hiçbir gösteri ya da olay da yoktu. Her yer sakin ama kaygılı bir bekleyiş içindeydi. Biz HDP olarak Kobanê sınırındaki Suruç’ta kitlesel bir mitingin yapılmasının iyi olabileceğini tartışıyor ve bunun imkanlarını araştırıyorduk.

Demirtaş, “Peki buna rağmen nasıl oldu da bunca şiddet, katliam ve yıkım yaşandı?” diye sorarak şunları ifade etti:

Size yine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Ekim 2014 tarihli konuşmasını hatırlatmak durumundayım. Ne demişti orada? “Kobanê düştü, düşecek.” İşte provokasyonları tetikleyen cümle budur. Bu konuşmadan sonra birkaç yerde insanlar yeniden gösterilere başladılar. Çünkü ülkenin cumhurbaşkanı, Kobanê’ye yardım edeceği yerde -hani çözüm süreci de var ya, hani Kürtlerle barış oluyor ya, hani analar ağlamayacak ya- adeta keyifle Kobanê’nin az sonra düşeceğini ilan ediyordu. Ve ilk provokasyon da bu konuşmadan hemen sonra yaşandı. Muş’un Varto ilçesinde, polis göstericilere ateş açarak 25 yaşındaki Hakan Buksur adlı HDP’liyi katletti. Aynı gün, toplam 13 kişi daha, kimliği belirsiz veya gizlenen kişilerce katledildi. Dolayısıyla provokasyonlara, HDP’liler katledilerek başlandı.

Kobani eylemleri

Irak Şam İslam Devleti’nin IŞİD’in 2014 Haziran’ında üç koldan bombalı araçlarla Kobani’ye (Ayn el Arap) saldırı düzenledi.

Saldırılar haftalarca devam ederken Türkiye’nin terör örgütü olarak kabul ettiği YPG’ye Türkiye sınırları üzerinden silah nakli yapmasına izin vermeyen hükümete tepki olarak HDP Merkez Yürütme Kurulu’nun 6 Ekim’de aldığı kararla ve sokağa çıkma çağrısıyla başlayan protesto eylemleri ve silahlı çatışma yaşandı.

Eylemler; Ankara, Batman, Bingöl, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, Iğdır, İstanbul, İzmir, Mardin, Mersin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van illerinde ağırlıklı olarak ortaya çıktı.

Anadolu Ajansı’nın verilerine göre “Kobani olayları” olarak ifade edilen eylemlerde 31 kişi hayatını kaybetti, 221 vatandaş ile 139 polis yaralandı.

İnsan Hakları Derneği’nin raporuna göre ise 7-12 Ekim 2014 tarihleri arasındaki eylemlerde 46 kişi öldü, 682 kişi yaralandı ve 323 kişi tutuklandı. “Kobani olayları” sırasında hayatını kaybedenler arasında Yasin Börü ve arkadaşları yer aldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce 6-8 Ekim 2014’teki “Kobani olaylarına” ilişkin soruşturması kapsamında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutuklanmalarına karar vermişti.

Selahattin Demirtaş, tutuklandıktan sonra mahkemedeki ifadesinde 6-8 Ekim olaylarının kendi çağrısı üzerine yaşandığı iddiasının “büyük bir asparagas” olduğunu ifade ederek, “Böyle bir şey yok. ‘6-8 Ekim: HDP, Demirtaş’ büyük bir asparagastır, yalandır, illüzyondur. Ortada olan gerçek şudur; katledilmiş, vahşice ve sinsice katledilmiş 52 insanımız var, yüzlerce yaralı var, yakılmış yıkılmış işyerleri, evler var. Bunların yüzde 90’ı HDP’lidir. Yani doğrudan HDP’li kitle hedeflenmiştir. HÜDAPAR’lılar da provokasyon için vahşice katledilmiştir. Olayların en yakıcı kısmı budur. Bu gerçektir. Provokasyon olduğu gerçektir. Ama geri kalan her şey illüzyondur, sahtedir. AKP eliyle, talimatıyla medya aracılığıyla yaratılmış bir algıdan ibarettir” demişti.

Yüksekdağ ve Demirtaş hakkında aynı gece soruşturma kapsamında Ankara 1’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama kararı çıkmıştı.

İLGİLİ VİDEO:

YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.