MİT krizi iddianamesi tamamlandı: ‘MİT kumpası’ Erdoğan ameliyata geç girince…

Flaş

 MİT krizi iddianamesi tamamlandı: ‘MİT kumpası’ Erdoğan ameliyata geç girince…

15.02.2020 - 10:24

Güncelleme : 15.02.2020 - 10:24

Kapatılan İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın KCK operasyonunda gözaltına alındıktan sonra serbest kalan ve gazetecilik yaparken Milli İstihbarat Teşkilatı’nda çalıştığı ortaya çıkan Mustafa Özer’in Nisan 2015’te yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturma 5 yıl sonra tamamlandı.

Hazırlanan iddianamede, FETÖ‘nün amacının sadece MİT Müsteşarı Hakan Fidan‘ı ifadeye çağırmak değil, MİT’i PKK ile ilişkili göstermeye çalışarak, seçilmiş hükümeti yıkmak olduğu ifade edildi. MİT görevlilerinin ifadeye çağrıldığı saatin dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ameliyat saatine denk getirildiği, Erdoğan ameliyata geç girince kumpasın çöktüğü’ ifade edildi.

Hürriyet’ten Ayşegül Usta’nın haberine göre MİT Müsteşarı Hakan Fidan dahil 5 MİT görevlisinin ifadeye çağrıldığı saatin dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ameliyat saatine denk getirildiği, Erdoğan ameliyata geç girince kumpasın çöktüğü’ belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan 154 sayfalık iddianamede, Mustafa Özer ile o tarihte başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 61. hükümet üyeleri ve 7 Şubat 2012’de ifadeye çağrılan Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner, MİT çalışanları Fatma Afet Güneş, Yaşar Hakan Yıldırım, Hüseyin Emre Kuzuoğlu’nun da arasında bulunduğu 32 kişi mağdur olarak yer aldı.

İddianamede, 13 Eylül 2011’de kamuoyunda ‘Oslo görüşmeleri’ olarak bilinen ses kayıtlarının basına sızdırıldığı belirtildi.

GÜLEN DE İDDİANAMEDE

FETÖ lideri Fethullah Gülen, eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan, Kazım Aksoy, Yurt Atayün, Serdar Bayraktutan ile örgütün o dönemki ’emniyet, yargı ve MİT imamları’nın da aralarında bulunduğu 15’i firari 34 kişi iddianamede şüpheli oldu.

Gülen’in de aralarında bulunduğu 34 sanığa ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ‘silahlı terör örgütü kurma ve yönetme’, ‘devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme’, ‘gizliliğin ihlali’ ve ‘nitelikli resmi belgede sahtecilik’ suçlarından 26 yıl ile ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezaları talep edildi.

O tarihte Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu 5 MİT görevlisini ifadeye çağıran eski savcılar Bilal Bayraktar ve Sadrettin Sarıkaya hakkında ise bu iddialar ve başka suçlamalar nedeniyle Yargıtay’da dava açıldığı hatırlatılarak takipsizlik kararı verildi.

İddianame başsavcının onayının ardından İstanbul 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianameyi eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, Medyascope‘a değerlendirdi.

FETÖ’nün devletle girdiği güç mücadelesinin en açık şekilde ortaya çıktığı olayın “MİT Krizi” olduğunu vurgulayan Öneş, “Hukuki sürecin işlemesi olumlu. Doğrudan başbakanı istifaya zorlayacak bir süreç için başlatıldı o soruşturma. Ancak, Türkiye demokratik, laik ve hukukun üstünlüğünün kurumsallaştığı yapıyı sağlayamadığı için FETÖ devletin içine sızdı. O yüzden FETÖ’nün tamamen temizlenebilmesi için demokratik, laik ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı yapının kurumsallaşması gerekir” dedi.