Korona virüsü hakkında hâlâ bilmediğimiz 9 şey

Korona virüsü hakkında hâlâ bilmediğimiz 9 şey

 Korona virüsü hakkında hâlâ bilmediğimiz 9 şey

29.03.2020 - 15:26

Güncelleme : 29.03.2020 - 15:26
t>

Dünya çapında yüzlerce bilim insanı, yarım milyonu aşkın insana bulaşan yeni korona virüsü üzerinde çalışıyor. Ancak virüsle ilgili bazı kritik sorular hâlâ yanıtlanabilmiş değil. İşte, o soruların öne çıkanları: Korona virüsü hakkındaki en temel ve en hayati sorulardan biri bu. Virüsün dünya çapında 664 bini aşkın kişiye bulaştığı tespit edilmiş durumda. Ancak bazı kişilerin hastalığı hiçbir belirti göstermeden ayakta atlatması ve bazı ülkelerde yeterli test yapılmaması nedeniyle, gerçek sayının bundan çok daha fazla olduğu sanılıyor. Uzmanlar, antikor testleri sayesinde virüsü ayakta atlatmış olan kişilerin de geçmişe dönük olarak tespit edilebileceğini söylüyor. Ancak tam olarak gerçek sayının hiçbir zaman tespit edilemeyebileceği belirtiliyor.

2- NE KADAR ÖLDÜRÜCÜ?

Gerçek vaka sayısını bilmeden, ölüm oranını hesaplamak da imkansız. Şu anki tahminlere göre, virüse yakalananların yaklaşık 100’de biri ölüyor. Fakat asemptomatik hastaların sayısının zannedilenden fazla olması, oranın daha düşük hesaplanmasına yol açabilir.

3- SEMPTOMLARI TAM OLARAK NE?

Korona virüsünün ana belirtileri ateş ve kuru öksürük. Bununla birlikte, birçok vakada boğaz ağrısı, baş ağrısı ve ishal de görülüyor. Son dönemde yapılan araştırmalar, tat ve koku duygusunun da etkilendiğini ortaya koyuyor. Bu konudaki en önemli sorulardan biri, burun akması ve hapşırma gibi hafif soğuk algınlığı belirtilerinin virüsün semptomu olup olmadığı yönünde. Araştırmalar, bunun da ihtimal dahilinde olduğuna işaret ediyor.

4- VİRÜSÜN YAYILMASINDA ÇOCUKLARIN PAYI NE?

Korona virüsü, çocuklara bulaşabiliyor. Fakat çocuklarda çok az belirti görülüyor ve diğer yaş gruplarına göre ölüm oranı çok düşük. Bununla birlikte, özellikle oyun parkı gibi yerlerde birçok temas içinde olan çocukların süper yayıcı olabileceği varsayılıyor. Fakat bu sorunun yanıtı net olarak bilinmiyor.

5- TAM OLARAK NEREDE ORTAYA ÇIKTI?

Virüs ilk olarak 2019 yılının sonlarında, Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktı. Vakaların en yoğunlaştığı yer, kentteki hayvan pazarıydı. Resmi adı Sars-CoV-2 olan korona virüsünün, yarasaları enfekte eden virüslerle çok yakın bağlantısı bulunuyor. Fakat mevcut virüsün, yarasadan bir başka hayvana, o hayvandan da insanlara geçtiği düşünülüyor. Fakat enfeksiyonların kaynağı olduğu düşünülen bu hayvanın ne olduğu bilinmiyor.

6- YAZ MEVSİMİNDE VAKALAR AZALACAK MI?

Soğuk algınlığı ve grip, yaz aylarına kıyasla kış aylarında daha az görülüyor. Fakat yeni korona virüsünün kuzey yarımküredeki yayılmasının yaz aylarında yavaşlayıp yavaşlamayacağı bilinmiyor. Uzmanlar, yaz aylarındaki bir azalmayı gelecek kış mevsiminde yeni bir salgınının izleyebileceği yönünde uyarıda bulunuyor.

7- NEDEN BAZI HASTALAR ÇOK DAHA AĞIR GEÇİRİYOR?

Covid-19 birçokları için hafif bir enfeksiyon. Fakat vakaların yüzde 20’sinde çok daha ağır seyrediyor. Bu durum kısmen, bir kişinin bağışıklık sisteminin ne kadar güçlü olduğuyla bağlantılı. Ancak genetik faktörler de söz konusu olabilir. Uzmanlar, bu muammanın çözülmesinin yoğun bakıma ihtiyaç duyan hasta sayısının azalmasını sağlayacağını söylüyor.

8- BAĞIŞIKLIK NE KADAR SÜRÜYOR?

Virüsü bir kez atlatanların bağışıklık kazanıp kazanmadığı konusunda çok fazla spekülasyon var. Ancak bağışıklığın ne kadar sürdüğü, bu hastalığa ikinci kez yakalanılıp yakalanılmaycağı bilinmiyor. İyileşen hastaların bağışıklık sisteminin virüse karşı başarıyla savaştığı aşikâr. Ancak bu konuda uzun vadeli bir veri derlemesi yapılabilmiş değil. İkinci kez hastalandığı belirtilen vakaların da, testlerdeki hatalar nedeniyle önce iyileşmiş sayılıp aslında virüsü henüz vücutlarından atamamış olabilecekleri belirtiliyor. Bağışıklık meselesi, yeni tip korona virüsüyle uzun vadeli mücadelede ne yaşanacağı konusunda hayati bir soru olmayı sürdürüyor.

9- VİRÜS MUTASYONA UĞRAYACAK MI?

Virüsler sürekli olarak mutasyona uğruyor ancak genetik kodlarındaki değişikliklerin büyük çoğunluğu önemsenecek bir farka yol açmıyor. Genel olarak, virüslerin uzun vadedeki mutasyonlarının daha az öldürücü hale gelmelerini sağladığı belirtilse de, her mutasyon için aynı şey söylenemiyor. Mevcut virüsle ilgili endişe, mutasyona uğraması halinde bağışıklık sistemi tarafından tanınmayacak olaması ve gripte yaşandığı gibi, olası aşının işe yaramama ihtimali (Kaynak: Duvar)

data-matched-content-ui-type="image_stacked"