IŞİD’lilerin ‘ceylan’ olarak tanımladığı Ezidi kızın hikayesi

Flaş

 IŞİD’lilerin ‘ceylan’ olarak tanımladığı Ezidi kızın hikayesi

31.08.2019 - 22:43

Güncelleme : 31.08.2019 - 22:43

IŞİD’liler tarafından kaçırılan Ezidi kızların yaşadıklarını yazdığımız yazı dizisinin 28’inci bölümünde Kürt Ezidi kızı Zine’nin hikayesini anlatacağız.IŞİD’li üç kişi Kürt Ezidi kızı Zine’yi kollarından çekiştirerek otomobile bindirmişti. IŞİD’liler araçta sesini çok yükselttikleri İslami bir marş çalıyorlardı. Zine’nin marştan anladığı tek şey “küfre karşı başarı” kelimesiydi. IŞİD’lilerden birisi zorla otomobilin içine attıkları Zine’ye, “Benim Allah’ım senin Allah’ının razı olduğu şeylere razı olmaz. Güzel kız, artık beni dinleyerek her türlü acı ve olumsuzluktan uzak olacaksın” dedi. Ancak perişan bir halde olan Zine, IŞİD’lilere cevap vermekten acizdi.

Zine, otomobilin Şengal’deki kontrol noktasından Telafer’e doğru uzaklaştığını hatırlıyor. IŞİD’lilerin otomobili Şiilerin yaşadığı bir ilçeye girmeden önce yeni kurulmuş bir kontrol noktasında kenara çekerek duruyor. Bazı IŞİD’liler ki konuşma sırasında isimlerinden önce “kardeş” kelimesi söyleniyordu, bir çok Şengallinin Kürdistan’a kaçmasına izin vermedikleri için teşekkür ediyorlardı. IŞİD’liler, Zine için, “Bu kuzucuk kimin kısmeti olacak? Kardeş Ebu Hamza, neden bizim için de böyle ceylanlar getir mediniz?” diyor.Ebu Hamza, onlara tahmin ettiklerinden daha çok talan edilmiş kızların yolda olduğu konusunda güvence verdi. Kervan tekrar yola çıktığında bu sefer Zine ile beraber iki Ezidi kız daha bulunuyor. Otomobil Telafer’e doğru yola çıkyor. Yolda Ezidi bir kız Zine’ye, “Başımıza ne getireceklerini biliyorum. Bizi köle ve cariye yapacaklar. Bize herşeyi yapacaklar ve eşleri de olmayacağız” diye kendilerini bekleyen geleceği anlatıyor.

Toplu tecavüz

Gerçek adını kullanmayan Zine, insanların günlük iftiralarının bir hayalet gibi peşinden geleceğini söylüyor.

Zine, “Telafer’e gittiğimizde IŞİD’lilerin yaptıkları ilk iş beni diğer Ezidi kızlardan ayırmak oldu. Kontrol noktasında beni öven IŞİD’li beni boş bir eve götürdü. Sonra iki kişiyi daha çağırdı ve birlikte bana tacavüz ettiler” diye IŞİD’lilerin ahlak dışı davranışlarını anlatmaya başladı.

İşlerini bitiren IŞİD’lilerden birisi telefonunu çıkararak Zine’ye, “Hiç saklamana gerek. Bu telefonla kimi aramak istersen ara. Şeyhine söyle Obama’ya senin başına ne geldiğini anlatsın” diye utanmazca dalga geçti.

Ancak ne IŞİD’li gerçekte telefonu Zine’ye verdi ne de Zine’nin konuşup şikayetini yakınlarına ulaştırbileceği mecali yoktu.

Güneş yavaş yavaş batıyordu ve hava kararıyordu. IŞİD’lilerden birisi peşimden gel diyerek, Zine’yi Ezidi kadınların olduğu başka bir eve götürüyor. Zine, “Orada rüyada olmadığımı ve bir daha köyümü ve ailemi görmeyeceğimi anladım” dedi.

Lemya: Nerde olduğumuzu biliyor musunuz?

Zine: Sadece Telafer denilen bir yerde olduğumuzu biliyorum.

Lemya: Şengal ve Ezidi toplumunun hepsini buraya getirmişler. Ailelerimiz de burdan bir kaç metre ötede olabilir.

Zine: Ama neden bizi burda ayırmışlar?

Lemya: İstediklerini yapmak için. Ancak bilin ki bu haya ve iffetimizin elden gittiği anlamına gelmiyor. Çünkü elimizden bir şey gelmiyor.

Lemya, Ezidi kızları içinde en kara gözlüsü ve akıllısıydı. Biraz sessizlikten sonra, Lemya Ezidi kızları aydınlatmak için, “Biliyorum ki kimse kendisine tecavüz edildiğinden söz etmek istemiyor. Ama bunlar vahşi bir topluluk. İstediklerini yapıyorlar, satıyorlar ve zelil ederek isteklerini reddetmemizi istiyorlar ki daha sert davranarak daha vahşi bir kimseye teslim etmek istiyorlar” diyerek Ezidi kızlara cesaret veriyor.

İki hafta boyunca kaldıkları evde Zine’ye bir kaç kez daha el uzatıyorlar. Zine için ona el uzatanların isimlerini söylemesinin bir önemi yok ki zaten hiçbirisi gerçek adını da kullanmıyordu. Ama el uzatanlardan birisiyle yaşadığı hikaye çok acı. Zine’yi IŞİD’li bir emirin evine bıraktıkları gün ona, “odaya girerek en güzel şekilde gecelik giy, süslen ve hazırlan” diyorlar. 

Zine, “Emir hayatımda görmediğim kadar çirkindi. Teslim olmayı reddettiğim için beni zorladı. Teslim olmayınca iki tane IŞİD’liyi çağırarak ‘canımı bu başıboş kadınla sıkmayacağım. Siz ne istiyorsunuz buna yapın’ dedi. O anda, ‘yerine getirmediğiniz emirlerin sonu kötü olur” sözü aklıma geldi” diyor.

Zine bir kez daha cariyelerin kervanına katılarak Rakka’ya götürüldü. Rakka’da eski ve dökülmüş bir binaya yerleştirildi. Zine, burayı zindan olarak tanımlıyor. Burası Ezidi kızların pazarlanmak için yerleştirildikleri ilk yerdi. Sonraki gün IŞİD’li birisi, Ezidi kızların olduğu yere giderek, aklından geçen bütün soruları sorarak deftere kaydetti. IŞİD’li güzel kızların yanında daha çok durarak ayrıntılı sorular sordu. IŞİD’li yanında hiçbir kızı götürmüyor ancak bir sonraki gün kızları IŞİD mensuplarına göstermek için meydanda topladıkları zaman en güzel kızı kendisine alıyor.

Zine, bileğindeki intihar etmeye çalışırken ki yarasını göstererek, “O gün ölmeliydim. Evin mutfağında cam bardağı kırarak damarımı kestim. Daha erken ölmek istedim. Yemin edebilirim ki Ezidi kızların yarısının bileğinde bu yara var” diyerek IŞİD’in elindeyken yaptığı intihar girişimini anlatıyor.

Neden çoğunluğu bu şekilde intihar etmeyi düşünüyordu? 

IŞİD mensuplarının Ezidi kızlar için bütün intihar yollarını kapattığını söyleyen Zine, “Gerçek söyleyeyim, bazı Ezidi kızlar kendilerini öldürmek amacıyla değil de en azından bir süreliğine IŞİD’lileri kendilerinden uzak tutmak için korkutmak amacıyla yapmış olabilirler. Bazıları da bu şekilde gerçekten intihar etti ve öldü. Mesela 12 yaşındaki bir kız bir kaç kişi arasında el değiştirip sonrada bir paket sigara ile satılınca bileğini keserek intihar etti” diye konuştu.

Düzeni bozmayacağım

Zine’nin intihar girişimine sinirlenen IŞİD’liler, Zine’yi satmaya karar veriyor. Yanında olduğu kişi Zine’ye, “Seni kime vereceğimi göreceksin. Yüz keşke ile beni arayacaksın” diyor. Biraz sonra Zine’nin dedesi yaşında bir kişi gelip onu satın alıyor. Zine, yaşlı adam Ebu Salih’in kendisini almasının daha iyi olduğunu belirtiyor. 

Zine, “Çünkü çok yaşlıydı. Çok az savaşa götürüyorlardı. Bana evde kendisini dinlememi ve kaçmayı düşünmemem gerektiğini söyledi” diyor.

Yaşlı adamın evindeki düzenini bozmak istemeyen Zine, “Benim için iyi oldu. Her gün bana el uzatan birilerinin yanında olmaktansa yaşlı adama sessiz bir şekilde hizmet etmek daha iyiydi. Bir ay boyunca yanında kaldım” diye anlatıyor.

Ebu Salih, bir akşam Zine’ye dönerek onu satmayı düşündüğünü ve bu günlerde birisinin kendisini almaya geleceğini söylüyor.

Zine: Acaba işlerimi ihmal mi ettim ki, beni satmayı düşünüyorsun?

Ebu Salih: Meselenin bununla ilgisi yok. Başka bir şehire gitmeyi düşünüyorum

Zine: Seninle gelebilirim.

Ebu Salih: Bu mümkün olsaydı seni yanında götürürdüm. Ama ilk başta bana sataşıyordun, neden şimdi benimle gelmek istiyorsun?

Zine, Ebu Salih’in son sorusuna karşı sessiz kalıyor.

Zine, kendisi de neden Ebu Salih’le birlikte kalmak istediğini biliyordu. Çünkü satılması durumunda acı çekeceği bir adamın yanına dönebileceğinin farkındaydı.

Zine, Ebu Salih’e, dönene kadar onunla birlikte kalmaya karar verdiğini söylüyor ama iş işten geçmişti.

Borcu ne ile ödedi?

Tunuslu yapılı ve esmer bir IŞİD’li gitmesinden bir kaç saat önce Ebu Salih’i arayarak, “Fotoğrafını gönderdiğin kızı görmek istiyorum” diyor.

Ebu Salih, odada olduğunu ve gelip görebileceğini söylüyor.

Zine, artık her şey için geç olduğunu ve Tunuslu IŞİD’linin peşine takılarak kaderine razı olması gerektiğini belirtiyor.

Gittikleri yol boyunca IŞİD’linin ağzından tek bir söz çıkmıyor. Bakınca oldukça sert birisi tarafından satın alındığı belli olmuyordu. Ancak IŞİD’liler her zaman makul olmayan ve iyilik beklenmeyen insanlardı.

Zine, Tabka’ya yakın bir köyde Tunuslu IŞİD’linin yanında iki hafta kalıyor. Bu köyde Libyalı bir IŞİD’linin evinde başka Ezidi bir kızı görme şansını yakalıyor. Ezidi kadın, Zine’ye eşini kaybetme acısı, daha sonrada babasının nasıl gözlerinin önünde öldürüldüğünü ve 8 yaşındaki oğlunun acımasızca dövülmesini anlattı.  Ağır bir hastalığa yakalanan Ezidi kız yakınlarının adını ve telefon numaralarını da unutmuş. Ezidi kız Zine’ye, IŞİD’li birisinin iki ay boyunca kendisine tecavüz etmesi ve artık sıkılmasının ardından pazara götürerek bir arkadaşına borçla sattığını anlatmıştı. 

Ezidi kız Zine’ye, “IŞİD’li biri beni borçla aldı. Ama nasıl yaptıysa parayı ödeyemedi. Daha sonra bana, ‘birisi senin için bana biraz kar verecek. Ondan dolayı seni satacağım. Borcunu ödeyeceğim ve bana biraz para da kalacak” diye nasıl ahlaksız bir şekilde alınıp satıldığının hikayesini anlatıyor.

Zine, Ezidi kadının acılı hikayesini dinledikten sonra bütün acılarını unuttuğunu söylüyor.

Zine, bir kaç kez daha alınıp satılarak, IŞİD’in elindeki beldeleri dolaşıyor. Zine’nin yaşadıkları insanlık değerlerinin ne kadar ucuz olduğunun hikayesi.

Zine, “IŞİD’lilerin hepsi vicdansızlıkta birbirine benziyordu. Biz Ezidilerin hikayeleri de birbirine benziyor. Yaşadıklarımızın hepsi tekrar. Bir adam hepimizi sindirdi. Özgür olduğumda ve diğer Ezidi kadınlarla yaşadıklarımızı konuştuğumuzda, hepsinin hikayesi benimkiyle aynısıydı” dedi.

Zine’nin son isteği

Zine kendi deyimiyle, “her nasıl olduysa kurtuldum” diyor. Zine şimdi dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmak istiyor. Zine, mağdur Ezidi kadınlarının bir kısmını almaya söz vermiş Avrupa ülkelerinden bir tanesine bir mülteci olarak gözünü dikmiş. Acaba bu rüyayı alabilecek kadar parası var mı? Zine’yi son sözüne kadar dinledim. Sadece arzuladıkları gerçekleşmediğini değil bir çok kez dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmak için Allah’tan yardım istiyor. 

Zine, “Tanıdığım bir çok kadın ve kız yurt dışında. Bazen yanlarında olmak istiyorum. İçte tamamen mutlu olmadıklarını biliyorum. Ama bizden çok iyiler. Biliyor musun? Biz daha yıkılmış evlerimize dönüp dönmeyeceğimizi bilmiyoruz. IŞİD’in bizden ne kadar uzakta olup olmadığını bilmiyoruz. Normal hayatımıza döneceğimizin garantisini kim verebilir?” diyerek acılı hikayesini anlatmayı bitiriyor.