Gözaltına alınıp bırakılan Altan Tan’dan dikkat çeken açıklama: MİT’in getirdiği mektup…

Gözaltına alınıp bırakılan Altan Tan'dan dikkat çeken röportaj: MİT'in getirdiği mektup...

 Gözaltına alınıp bırakılan Altan Tan’dan dikkat çeken açıklama: MİT’in getirdiği mektup…

09.10.2020 - 13:40

Güncelleme : 09.10.2020 - 13:40

Kobani olayları soruşturması kapsamında gözaltına alınıp bırakılan Altan Tan yaşadıklarını ve süreci Medyascope’dan Ferit Aslan’a değerlendirdi. Tan, her iki taraf tarafından sürekli dayak yediğini ve lince uğradığını da söyledi. 

Gözaltına alınıp bırakılan Altan Tan#039;dan dikkat çeken röportaj: MİT#039;in getirdiği mektup soruldu

Kobani soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan siyasetçi ve eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun soruşturmanın zamanlaması ile ilgili olarak verdiği “Kerbela” örneğine yanıt verdi. Tan, “Kerbela unutulmadı, unutulmasın da ama bu intikam kimden alınacak, Yezid nerede bugün? Bu kavga kıyamete kadar devam mı edecek? Bu dil, bugün siyasetin ihtiyacı olacak dil değildir” dedi. Bugün her iki kesim tarafından da linç edilip, iki kesimden de dayak yediğini belirten Altan Tan, siyaset açısından herkesin özeleştiri yapması gerektiğini de söyledi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü 6-8 Ekim 2014 Kobani olayları soruşturmasında gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan eski HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, yaşanan süreci Medyascope’a anlattı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınmayı bekleyip beklemediği ile ilgili soruya Tan, “Hem bekliyordum hem beklemiyordum. Beklemiyordum zaten 37 buçuk yıl ile aynı soruşturmadan yargılanıyordum. Zaten devam eden süreç vardı, çıkarsa bu mahkemelerden çıkar. Bizim için tekrar oldu. Bekliyordum çünkü Türkiye’de artık zamana ve sürece göre hukuk işletiliyor. Trajikomik bir durum vardı” karşılığını verdi.

Tan, operasyonun amacını anlatırken ise Türkiye’de hukukun geleneksel ve evrensel hukuk zemininde değil, siyasal düzlemde cereyan ettiğini belirtti: “Görülen o ki tekrar bir sertleşme sürecine girildi maalesef. Biz sürekli bir çözüm, demokratikleşme, yumuşama, PKK’nın silah bırakması, hükümetin devletin demokratik adımlar atması ile ilgili bir beklenti ve umut içindeyiz bizim gibiler. Ama bu son durum gösteriyor ki ne PKK’nin böyle bir silahsızlanma kararı var ne de hükümette ve devlette Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesi konusunda ciddi bir hazırlık. Sertleşme ve kamplaşma devam ediyor.”

“BU KAVGA NE AKDAR SÜRECEK”İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun operasyonun zamanlaması ile ilgili yapılan eleştirilere verdiği “Kerbela” örneği için ise Tan şöyle konuştu: “Bir dil, özellikle bu konjonktürde siyasetin kullanması gereken bir dil değil. Yani tamam Kerbela unutulmadı, unutulmasın da ama bu intikam kimden alınacak, Yezid nerede bugün? Veya daha önce Hz. Ali ile savaşan Muaviye nerede, bu kavga kıyamete kadar devam mı edecek? Farklı mezheplere sahip Müslümanlar dava üzerinde kıyamete kadar savaşacak ve kamplaşacak mı? Bu dil bugün siyasetin ihtiyacı olacak dil değildir. Bence ihtiyacımız olan bir dil değildir. Bir çözüm, bir barış ve uzlaşma dili bulmak lazımdır.”

“MİT’İN GETİRDİĞİ MEKTUP SORULDU”

Operasyonun amacının HDP’nin kapatılmasına dönük olduğu yönündeki değerlendirmelerin sorulması üzerine Altan Tan, “Her iddianamenin bir ana iskeleti olur. Burada da 6-8 Ekim olayları ağırlıklı olan bir soruşturma. Mesela barış süreci zamanında MİT’in İmralı’dan getirdiği Öcalan’ın mektubunu Kandil’e götürmemize kadar bir çok şey soruldu. Bugüne kadar 6-8 Ekim olayları ile ilgili en çok Selahattin Demirtaş suçlanıyordu. Buradan hareketle o gece yapılan açıklamanın Merkez Yürütme Kurulu (MYK) tarafından dillendirilmesi nedeniyle topyekûn parti yönetiminin itham edilmesi sözkonusu. Diğer partilerin kapatılmasına da bakıldığında MYK’nin sorumlu tutulduğu bir işlem için partinin tamamı bundan sorumlu ve parti kapatılabiliyor. Gelinen nokta iyi bir nokta değil, Türkiye’de çok önemli bir özeleştiri, bu özeleştiriyi sadece PKK ve hükümet açısından demiyorum siyaset açısından herkesin özeleştiri yapması gerekir” dedi.

“HER İKİ KESİMDEN DE DAYAK YİYİYORUM”

Altan Tan, çocukluğundan beri hem İslami siyasi kesimlerin içinde olduğunu hem de Kürt siyaseti ile Türkiye’deki demokratik mücadelenin içinde yer aldığını ve görüşleri nedeniyle her iki kesimin de kendisini linç ettiğini, iki taraftan da dayak yediğini söyledi.

Kaynak: Medyascope

YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.