Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çok sert açıklamalar

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OL

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan çok sert açıklamalar

 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çok sert açıklamalar

27.05.2020 - 19:45

Güncelleme : 27.05.2020 - 19:45

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılışında konuşuyor. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle: “Türkiye bundan tam 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kalmıştı. TSK içindeki bir grup cuntacının darbenin ardından yaşananlar ise sadece demokrasimiz adına değil, adalet ve insanlık adına da utanç vericiydi.

Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan önceden verilen emirlerin uygulamalar şeklinde gerçekleşen yargılamalar bitmişti. Milli iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti yöneticilerinin işkenceye maruz kaldığı yargılamalar burada yapılmıştı. Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak Anayasa’yı çiğneyenlerin yaptığı bir hukuk cinayetiydi. Yassıada’da aylar boyunca bir zulüm makinesi işletilmiştir.

“İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı intihara teşebbüs noktasına getirttiler. Bir Başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu Genelkurmay Başkanı’nı tokatlarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergiledir. Demokrat Parti’nin Başbakanı ve bakanlarının idam kararları da burada alınmıştı. Her üç kahraman da idam sehpasına gururla, inançla yürüdü.

Darbeden 16 ay sonra gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştü. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, milli iradenin ta kendisi olmuştur. Darbeyle görevinden indirilen, tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, değerleri ve inançlarıyla milletimizdir. 

“Merhum Alparslan Türkeş’i de yad ediyorum. Menderes ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkaranların alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki yeri her zaman artarak devam edecek.

“Üzerinde bulunduğumuz adada tarihe karşı anlamlı bir duruş sergiliyoruz. Uzun süre Yassıada’da ömür çürüten Faruk Nafiz Çamlıbel, “Bilmiyor gülmeyi sakinlerinin binde biri; Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada; Kuşu hicran getirir, dalgası hüsran götürür; Mavi bir gölde elem katresidir Yassıada.”… İdama götürülürken önce, burası da çok önemli, abdestini alıp iki rekat namaz kılıp ardından altındaki kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu’nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur.

Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu. Başarılı bir maliye bakanı olduğu halde darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan’ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Onları yargılayanlar ve asanlar, hayatlarını nefret dolu bakışlar altında sürdürmek zorunda kaldılar.

“Rahmetli Özal’ın gayretiyle Menderes ve arkadaşlarının kabirlerinin İmralı’dan İstanbul’a taşınması 30 yıl sonra gelen bir vefa örneğidir. Bugün burada şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tamir etmek üzere bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada’dan ‘Yaslıada’ya dönüştürmüştü. İkisini de tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası haline getirmeyi kararlaştırdık.

“Adadaki her bir tesise de tarihi anlamına uygun isimler verildi. Subay Gazinosu’nun ismi Adnan Menderes Müzesi olarak devam edecek. Konferans salonu da Adnan Menderes ismini taşıyacak. her ikisi de burada yargılanan Genelkurmay Başkanları’nın ismi meydana ve kütüphaneye verildi. Yargılamaların yapıldığı spor salonu Hasan Polatkan’ın, camii de Fatin Rüştü Zorlu’nun ismini taşıyacak.

Tüm bu sembolleriyle demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin verdiği istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin işareti olacaktır. Özellikle rahmetli Menderes’in bu noktada ‘Yeter söz milletindir’ çıkışı, bizim de bunu ‘Yeter de karar milletindir’ ifadesiyle geliştirdiğimiz süreçler birbirinin adeta mütemmimidir. Şimdi çok daha yukarı taşıma anlayışıyla biz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

“Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş süreci çok önemlidir. Milletimizin her bir ferdinin, özellikle gençlerimizin bu dönemi çok iyi bilmesi gerekiyor. Onun için şu anda ekranları başında bizleri izleyen gençlerimize özellikle sesleniyorum. Gazi Mustafa Kemal, hastalığının ve ölümünün ardından tek partili CHP yönetimi ülke yönetiminin üstüne bir kabus gibi çökmüştür. Kalkınma hamlesinin önü tek parti tarafından bilinçlice kesilmiştir. Merhum Menderes’in 1950-60 10 yılı, gençler burayı iyi öğrenmelisiniz, 10 yılda Türkiye’nin katettiği mesafeyi çok iyi öğrenmelisiniz. Bu işler lafla olmuyor.

Acaba 10 yılda bu ülkede yapılan barajlarından tutunuz, köprülerine, yollarına varıncaya kadar Türkiye neler kazandı. Milli geliri nereden nereye çıktı. Türkiye katladı. Bunları gençlerin araştırıp öğrenmesi lazım. Bütün bunlarla beraber uçak üretiminden demiryollarına, silah yapımından tarımın geliştirilmesine kadar milli üretim projemiz bu dönemde hayata geçti. Halkın taleplerine ve baskısına daha fazla dayanamayan tek parti CHP’si çok partili siyasi hayata geçişi ancak açık oy, gizli tasnif yöntemiyle başlatmıştır. Böyle bir demokrasi olabilir mi Ama işte CHP bunu yapmıştı.” (Kaynak: T24) Ayrıntılar geliyor…

YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.