Ahmet Türk: Kürtler Artık Suriye’de Bir Aktör Korunması Gereken Bir Güç

Devamını Oku

 Ahmet Türk: Kürtler Artık Suriye’de Bir Aktör Korunması Gereken Bir Güç

18.01.2019 - 16:56

Güncelleme : 18.01.2019 - 16:57

Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Türk. T24’ten Şirin Payzın’a verdiği röportajda Rojava’dan Türkiye iç siyasetine kadar birçok konuda önemli bilgiler paylaştı. Türk, Kürtlerin Ortadoğu’da önemli bir güç olduğunu ve kollanması gereken bir oluşum haline geldiklerini belirtti Suriye’deki Kürtler hakkındaki sorularımızı da yanıtlayan Türk, “Kürtlerin Suriye’de artık bir aktör, korunması gereken bir güç” olduğunu söyledi

Türkiye’nin Şam yönetimiyle barışacağını, alttan alta görüşmelerin yapıldığını söyleyen Türk, Türkiye’nin barışa daha fazla direnmeyeceğini öne sürdü Türk’e yaklaşan yerel seçimleri de sordum. Projelerinin ne olduğunu açıklamasını istedim. Kayyım atanan belediyenin borçları için valiliği adres gösteren Türk, yapılan ihalelerin ödemelerinin 2019’un sonuna bırakıldığını iddia etti. Mardin’de kahvehanelerde oturanlarla, taksi şoförleriyle, esnafla sohbet edip nabız tuttum. Bölgede pek çok seçim izlemiş biri olarak gözlemim; son derece heyecansız bir seçim süreci yaşanıyor. Kiminle konuşsam bir umursamazlık, beklentisizlik hali var. Seçimlerden herkes bıkmış. Sandık güvenliği konusunda herkes endişeli. Seçmen kayıtları, fazladan oylar konusu tartışılmıyor… Nerdeyse herkes seçim sonuçlarının manipüle edileceğine ikna olmuş durumda. Bu konuda ciddi endişe var bölgede

Mardin turizm gelirleriyle yaşayan bir şehir. Bu nedenle “çatışmasızlık hali” esnaf tarafından olumlu değerlendiriliyor. Otel sahipleri, turizmle uğraşanların dilinde aynı cümle “Çok sıkıntılı günler geçirdik, daha yeni toparlanıyoruz.” Mardin’de halk sükunet istiyor… Ama diğer yandan Ahmet Türk’ün yerine atanan Kayyım’ın “Müthiş işler yaptığı” söylemini destekleyen kimseyi de görmedim Araplar, Süryaniler ve Kürtlerle konuştum. Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasına hepsi tepkililer. Belediye hizmetleri konusunda da ciddi şikâyetler var. Kürt olmayan bir esnaf şöyle dedi Görevden alınan Belediye Başkanları’nın daha hiçbir hizmetini göremeden tutukladılar. Bu bize saygısızlıktır. Mardin halkı kendini memnun etmeyen siyasetçiyi cezalandırmayı bilir, sandıkta oy vererek Bundan sonra yeni bir süreç başlayacaksa burada muhakkak üçüncü bir taraf olmalıdır ancak güveni tekrar böyle sağlayabiliriz” diyorsunuz doğru mu Evet, bence bu kaçınılmaz bir şey. Üçüncü taraf olmadan, yarın işte dünkü gibi Dolmabahçe mutabakatı yoktur. Biz bozduk işte yok Kürtler bozdu bu süreci” gibi karşılıklı suçlamalar var. Ama üçüncü taraf olduğu zaman, nerede tıkandığı, kimin bu süreci bozduğu konusunda orada bir hakem rolünü oynayacak bir grubun olması lazım. Biz hiçbir zaman dünya baskı yapsın demedik. Eğer biz kendi içimizde bu sorunu çözemezsek kimse çözemez. Ne Amerika’nın baskısı ne Almanya’nın baskısı…  Bunu olgunlaştıracak, bu sürecin sağlıklı gitmesi için üçüncü bir tarafın, gözlemci bir heyetin bulunması, bu sürece katkı sunabilecek bir rol oynaması bence önemli. Ortada kaldı… Süreci kim bozdu? Şimdi Cumhurbaşkanı çıkıyor diyor ki “Bana Kürtler ihanet etti” diyor. Hayır süreç çok iyi ilerlerken 7 Haziran seçimlerinden sonra Başbakan istediği sonucu almayınca bu süreci sonlandırdı. Burada herkesin kafası karışık. Kürtlerin kafası karışık, Türkiye halkının kafası karışık. Bizim açımızdan net… Biz biliyoruz ama diğer tarafından da böyle Kürtler bu süreci bozdu Kürtler bana ihanet etti diye…. Gerçekten kim tarafından bu sürecin işletilemez hale getirildiğini ve bozulduğunu ancak oradaki hakem, üçüncü kesim olduğu zaman burada da vereceği mesajlarla ortaya çıkar.

İleride ne yapılacağı konusunda açık açık mesajlar verilmeli Şu ana kadar konuştuklarımız da içine katarak, yeniden bir dialog süreci şu anda bitkisel hayatta mı, tamamen öldü mü yoksa canlanmaya hazır, bitkisel hayattan kalkmaya hazır bir durumda mı Demokrasi mücadelesinde barış isteyenler asla umutsuz olamaz. Umudunu kaybettiği zaman hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Ben başından beri şunu ifade ettim. Bir güven bunalımı var, inandırıcılık kalmamış… Kürtler artık güvenmiyor. Türkiye’de yürütülen siyaset özellikle belki geleceğiz oraya, Rojova’da Kürtlerin kazanımı, Irak’taki referandumla ilgili Türkiye’nin tavrı. Kürtler’de böyle bir inanç belirmiş. Kürtler dünyanın neresinde bir hak talep etse bugünkü iktidar, bugünkü Cumhurbaşkanı bunu ortadan kaldırmaya yönelik her türlü girişimin içinde olur. Böyle bir noktaya geldik. Bu algının değişmesi lazım. Bu durumun değişmesi lazım. Onun için ileride ne yapılacağı konusunda,  açık açık mesajlar verilmeli, neler yapılması gerekiyor? Geçmişte 1993 yılında Özal’ı ziyaret ettiğimizde ben şöyle düşünüyorum af çıkarmayı düşünüyorum herkes gelecek bir dilekçe verecek bir mektup verecek o mektup kapalı kalacak 5 yıl içinde hiçbir suç işlemediği takdirde bu mektuplar ortadan kaldırılacak ve böylece herkes siyasi demokratik hayata adım atmış olacak böyle çok açık bir şey. Diyorsunuz ki 93’te Şam’a gittikten sonra daha dönerken Özal’ın vefat ettiğinin haberini biz ordan aldık. O süreç tamamen durduruldu. Burda topluma çok açık bir şekilde ilkeli bir yaklaşımın ortaya çıkması lazım. Nelerin yapılacağı hangi adımların atılacağı konusunda bir sürecin başlatılması için düğmeye basılmalı ve ben bu sefer gelinen noktadan sonra eğer gerçekten ciddi, inandırıcı bir çözüm formülü gelişirse herkes bu çözüm formülü etrafında birleşebilir. Bu artık çatışmalı sürecin sürdürülmesi konusunda çok istekli olduğunu düşünmüyorum. 

Kürt meselesi bir bütündür AK Parti şu anda oyunu şöyle mi kuruyor; önce Suriye meselesini bir halledelim sonra içeriye bakalım mı?  Çünkü New York Times’a yazdığı makalede Erdoğan öyle bir tablo çizmiş ki; “Çocuklar ne yapsalardı? Savaş zamanı mecburen YPJ YPG’ye PYD’ye katıldılar. Onlara bir af çıkarılabilir” tarzında bir açıklaması oldu. “Liderlik başka onları ayrı tutalım ama gençleri başka tutalım”. İki, “Yerelden yönetime önem veririz burada destekleriz parlamentolarda Kürtler kadar Araplar da olabilir eşitlik olsun”. Yani öyle demokratik bir yapı sundu ki bu makalesinde, hatta herkes dedi ki “Önce bunu ülke içinde yap sonra oraya öner”. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibi önce orayı halledelim sonra aynısını buraya dönelimi mi arıyor siz nasıl okuyorsunuz Bunu bu şekilde kopuk gündeme getirmek doğru değil. Kürt meselesi bir bütündür. Burada da Rojova’da da Irak’ta da sorunun çözümü konusunda ortaya koyacağınız yaklaşım biçimi önemlidir. Siz buradaki Kürtlerle ilgili demokratik hak ve özgürlükler konusunda adım atmazsanız, Rojova’daki Kürtleri de tatmin edemezsiniz. Rojova’daki Kürtlerin demokratik bir gelecek için Suriye’de iyi bir yaşama kavuşması konusunda destekleyecek ya da önüne çıkmayacak bir anlayış göstermezseniz buradaki sorunu da çözemezsiniz. Birbirini etkileyen bir durum bu. Kürtler Orta Doğu’da 40 milyon nüfusla önemli bir potansiyel. Bütün mesele Kürtleri tehlikeli bir potansiyel gösteren mantıktan vazgeçmek lazım. Kürtler önemli bir halktır. Orta Doğu’da 4 ayrı ülkede yaşıyor onlar bazı haklara kavuştuğu zaman bizim için bir tehlikedir mantığından vazgeçmek lazım. Oysaki Kürtlerin yüzü her zaman Türkiye’ye dönmüştür. Suriyeli Kürt de kendini Türkiye’nin bir parçası görmüş, Irak’taki, İran’daki Kürt de öyle. Geçmişte Osmanlı’dan gelen birlikte yaşama iradesini göstermiş iki halk var. Şimdi Araplarla çok uzun bir geçmişi yok, bir birlikteliği olmamış hatta yaşadığı bölgeler bile farklı. Ama Türkiye’de farklı bir iş… 600 yıllık bir geçmiş var burada, Türklerle Kürtlerin ilişkileri çok farklı bir noktada. Şimdi gerçekten Türkiye mantıklı baksaydı Kürtleri kazanacak bir formülü üretirdi. Suriye Kürtleri’nin demokrasiye kavuşması hak ve özgürlüklerine kavuşması konusunda destek olurdu… Irak’taki Kürtlere… Türkiye kazanırdı. Orta Doğu’nun en güçlü devleti haline gelirdi ama Türkiye hep Kürtleri potansiyel tehlike olarak gördüğü için Kürtleri kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelik refleks gösterdiği için bugün sorunun çözümü, adeta kitlenmiş ve çözümün kolay olmayacağı bir noktaya taşınmıştır. Mutlaka olmaz gibi bir inançta değil. Mutlaka bir gün gelecek ama bugün mü yarın mı? Ben şu anda çok erken görüyorum. Çünkü burada bir güven bunalımı oluştu, bir güvensizlik var. 

Kürtlerin elinin güçsüz olduğunu söylemek doğru değil Şimdiki mevcut durumu kısaca analiz edecek olursak; kimi değerlendirmelere göre PYD, Suriye Kürtleri’nin eli en güçsüz dönemde ve bir an evvel Şam’la görüşecek ve ittifaka gitmesi gerek. Bu görüşe katılıyor musunuz,  buna ne dersiniz? Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapmak istediği operasyon, yapabilir mi Kürtlerin elinin güçsüz olduğunu söylemek doğru değil. Bugün Kürtler en örgütlü dönemi yaşıyor. PYD en güçlü dönemi yaşıyor. Suriye’nin geleceği ile ilgili Kürtlerin talepleri demokratik bir Suriye’de Kürtlerin kendini özgürce ifade edebileceği, otonom, federal bir sistemin oluşturulması ve demokratik bir anayasa etrafında buluşması…. Ama gerçekten Kürtlerin taleplerini görmezlikten gelen, bunları ortadan kaldıran bir yaklaşım olursa Suriye hükümetiyle de bir araya gelme, uzlaşma şansı yok. Başında da söyledim; projeler üzerinden ancak gelecekle ilgili bazı adımlar gerçekleştirilebilir. Suriye’nin önüne koyduğu projeleri net olarak bilmiyoruz. Duyduğumuz, anladığımız kadarıyla evet, demokratik anayasada evet, yerelde Kürtlerin kendilerini ifade edebileceği seçimlere katılacağı bir ortamın sağlanması evet, bunun dışındaki şeylerde silahların Suriye hükümetine bırakılması gibi talepler Kürtler tarafından bence kabul görecek bir talep değil. Böyle bir şey olursa mesafe alınmaz. Suriye’nin demokratik geleceği için yapılacak her adımda Kürtler buna destek verir. Türkiye’de de durum bu. Kürtlerin talebi Türkiye’yi bölmek değil demokratik özgür eşit olan demokratik bir cumhuriyetin oluşması için mücadele. Şimdi bunlar kabul gördüğü zaman sorunları çözmek o kadar zor değil. Kürtler de seküler bir halk. Demokrasiye inanan bir halk. Dünyanın her tarafına bakın tüm ülkelerde ciddi radikal gruplar çıkasına rağmen Kürtler’de böyle radikal bir grup asla oluşmadı. Hem de sol-sosyalist ve demokrasiye inanan bir yapısı var. Bu nedenle burada sorunların çözümü Şam rejimiyle yapılacak görüşmeler elbetteki onurlu bir gelecek için olabilir. Türkiye aslında rolünü oynasaydı Suriyedeki gelişmeleri de etkileyebilecek bir güçte olurdu. Irak’taki gelişmeleri etkileyebilecek bir güçte olurdu

YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.